Hiç bir zaman, yazının devamını getireceği yarın gelmeyecekti. Yarım kalacaktı öylece. Her zaman olduğu gibi, uykusunu alınca çıkacaktı yataktan. İstekle yapmadığı şeyler söz konusu olduğunda, sıkıldığında ya da kısıtlandığını hissettiğinde tek bir şey yapardı; miskinlik. İsteyince yapmayacağı iş yoktu. Uykusunu almıştı ama her tarafında ağrılarla uyandı. Sanki birileri tüm gece dövmüştü onu. Gerine gerine açılmaya çalışarak yataktan doğruldu ve tuvaletin yolunu tuttu. Yüzünü yıkamak için suyu açtı ama suyun soğuk olma düşüncesi bile, az önce terkettiği sıcak yatağı özlemesine neden oldu. Artık oraya dönemezdi, en azından bir süre için... Özensiz bir şekilde, öylesine hazırlanıp yola koyuldu. Gittiği yola gitmese de olurdu ama mecburdu ve mecbur olmaktan nefret ediyordu. "Resmen kaçınılmayan tecavüz bu" diyordu. her seferinde. Tecavüzden zevk alınabileceği fikrini bulanları anlamıyordu. Mazoşizm böyle bir şey olmalı diye düşünüyordu.
Miskin olmadığı zamanlarda en çok düşünmeyi seviyordu. Sabit bir noktadan yol alıp binlerce noktaya ulaşıyordu bu düş bahçelerinde. Gezmeyi seviyordu. Sadece dağ bayır değil sanal çayırlarda da bulunmak güzeldi onun için. Bu yolculukların birinde bir arkadaşının kendisinden bir şey istediğini gördü. bir başka arkadaşı başka bir şey istiyordu. Başkası başka bir şey... Her istediği olmuyordu kendisinin. "her istediğimiz olur mu" diye düşündü. "Paşa olsaydık" olurdu dedi. Paşaların her istediğinin olduğuna inandı. Hiç hanım paşa yoktu ama neden olmasındı. Mesela Alaaddin olsan 3 istek hakkın vardı. Peki ya Alaaddin Paşa olsaydı... Her şeyi isterdi diye düşündü. "Altınlar yatlar katlar..." dünyayı isteyecek göz vardı sanki Alaaddin'de. Belki de bu yüzden paşa olamamıştı. tüm bunları düşünürken "banane tüm bunlardan" manasına gelen başka paşalı birşey aklına geldi... Dilinin ucuna geldi, hatta buraya yazacak oldu ama sonra vazgeçti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder